Cumartesi Anneleri, 1103. haftasında Halil ve Kasım Alpsoy’un kayboluşunun peşinde durarak “Kasım ve Halil Alpsoy’a ne oldu?” sorusunu gündeme getirdi. 1994 yılında gözaltına alındıktan sonra 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Halil Alpsoy ile aynı yıl işkenceye maruz kalıp kendisinden haber alınamayan kuzeni Kasım Alpsoy’un durumu, bu haftaki buluşmada tekrar vurgulandı.
Kayıp yakınları, 1995 yılından bu yana Galatasaray Meydanı’nda yürüttükleri oturma eylemine devam ederek, kamuoyuna seslenmek için bir araya geldi. 1103. haftada, Kasım ve Halil Alpsoy’un akıbeti üzerine yapılan açıklamada, Adalet Bakanlığı’na yönelik önemli bir çağrı yapıldı. Kayıp yakınları, bakanlık bünyesinde kurulmuş olan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın, yalnızca kayıt tutma işlevi görmemesi ve ağır insan hakları ihlallerine karşı etkin bir şekilde çalışması gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, “Adalet Bakanlığı, zorla kaybetmeler de dahil olmak üzere cezasız kalmış ağır insan hakları ihlallerini kapsamalıdır. Bu birim, gerçeğin ortaya çıkarılmasını ve faillerin yargı önüne çıkarılmasını sağlayacak etkinlikte çalışmalıdır. Aksi takdirde, cezasızlık bu topraklarda kalıcı bir hâl alacaktır,” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, Halil Alpsoy’un 12 Mayıs 1994’te eşi ve bebeğiyle birlikte evinin önünden Beyaz Toros marka bir araçla gözaltına alındığı ve 18 gün sonra işkenceye maruz kalmış bedeninin bulunduğu hatırlatıldı. Kuzeni Kasım Alpsoy’un da gözaltında işkence gördükten sonra MİT binasına gidip bir daha kendisinden haber alınamadığı belirtildi. Kayıp yakınlarından Zeynep Yıldız, “Bugün, 32 yıldır hakikatin inkâr edildiği Kasım ve Halil Alpsoy için adalet talebimizi bir kez daha yükseltiyoruz,” dedi.
Halil Alpsoy’un gözaltına alındığı günle ilgili şu bilgiler verildi: “Halil Alpsoy, 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeği ile İstanbul Kanarya’daki evine dönerken, evinin önünde bekleyen polisler tarafından gözaltına alındı. Eşi karşı çıktığında, polisler kimliklerini göstererek, ‘Merak etme, karakola kadar götürüyoruz. Yarım saat sonra gelir,’ dediler. Halil Alpsoy, beyaz bir Toros’a bindirilerek götürüldü ve bir daha geri dönmedi.”
Açıklamada, Halil Alpsoy’un işkenceye maruz kaldıktan sonra tanınmayacak hale geldiği ve Kırıkkale’de ormanlık bir alanda cesedinin bulunduğu aktarıldı. Kardeşleri, yalnızca elindeki çocukluk izinden onu teşhis edebildi. Halil Alpsoy’un gözaltına alınmasından bir hafta sonra polisler, kuzeni Kasım Alpsoy’un Adana’daki evine baskın düzenledi. 30 yaşındaki Kasım, 18 Mayıs 1994 sabahı uzun namlulu silah taşıyan maskeli polisler tarafından gözaltına alındı ve Adana İstihbarat Dairesi’ne götürüldü. Aynı gün akşamında serbest bırakıldı, ancak kimliğine el konuldu ve kendisine, “Yarın gel, kimliğini al,” denildi.
Kasım Alpsoy’un eve döndüğünde işkence gördüğü gözlemlendi. Ertesi gün kimliğini almak için MİT binasına gitti, ancak bir daha o binadan çıkamadı. Bugüne kadar Halil ve Kasım Alpsoy’un gözaltına alındıkları inkâr edildi ve başlarına ne geldiği belirsizlikte kaldı. Ailelerinin tüm başvurularına rağmen etkin bir çözüm sağlanamadı. AİHM içtihatlarına göre, ikna edici bir adli süreç yürütülmeden verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararları, ağır hak ihlallerine yol açmaktadır. Artık yeter. Başta Kasım ve Halil Alpsoy dosyası olmak üzere tüm gözaltında kaybetme vakalarında etkin soruşturmalar yapılmadığı sürece adalet sağlanamayacaktır.