Hükümetin iş gücü piyasasının ihtiyaçları, sektörlerin maliyet yapıları ve iller arasındaki yaşam maliyetlerini dikkate alarak “sektörel ve bölgesel asgari ücret modeli” üzerinde çalıştığı iddiaları iktidara yakın gazetede paylaşıldı. Türkiye gündeminde ise bu model büyük yer aldı.
Hazırlanan düzenlemeyle çalışanların alım gücü ile işletmelerin rekabet gücü arasında dengeli bir yapı kurulması hedeflense de konunun uzmanları ve sendikalar masadaki bu plana sert tepki gösteriyor.
Yeniçağ Gazetesi Ekonomi Şefi Süleyman Çay’a konuşan Sosyal Politika Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik Türkiye’nin 50 yıl önce terk ettiği başarısız yönteme dönemeyeceğini ifade ederken, SGK Uzmanı Murat Bal, yeni çalışmanın anayasal risklerine dikkat çekti. Sendika temsilcileri ise duruma tepki gösteriyor. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, önerinin asgari ücretin özüyle çeliştiğini söyledi.

AZİZ ÇELİK: TÜRKİYE 50 YIL ÖNCE TERK ETTİĞİ BAŞARISIZ YÖNTEME DÖNEMEZ
Bölgesel asgari ücretin IMF ve işveren örgütlerince uzun süredir savunulduğunu söyleyen Sosyal Politika Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, modelin üniter devlet yapısına ve “eşit işe eşit ücret” ilkesine aykırı düşeceğini belirtti. Çelik, “Türkiye 1951-1974 yılları arasında uyguladığı bölgesel asgari ücret modelinden 1974’te (Bülent Ecevit başbakanlığındaki CHP-MSP koalisyonu döneminde) vazgeçti ve tek asgari ücrete geçti. Yani Türkiye, 50 yıl önce terk ettiği bu yöntemi denemiş ve başarısızlığını tecrübe etmiştir. Bu uygulama ABD, Kanada, Çin gibi eyalet (federasyon) sistemine sahip sınırlı sayıda ülkede var. Eyalet sistemi olmayan üniter devletlerde böyle bir yönteme başvurulması serious anayasal sorunlar yaratır” dedi.
Sosyal Politika Uzmanı Prof. Dr. Aziz ÇelikBölge sınırlarını çizmenin ve kıstas belirlemenin imkansızlığına dikkat çeken Çelik, metropol içi farkları örnek göstererek şunları dile getirdi:
“İstanbul’da Sultanbeyli ile Şişli veya Ankara’da Çankaya ile Sincan aynı yaşam maliyetine sahip değil. İlçe bazında da mı ayrı asgari ücret yapılacak? Bu tartışma dipsiz bir kuyudur. AB ülkelerinde asgari ücretle çalışan oranı yüzde 4 ila 12 arasında iken bizde %50’dir. Milyonların bu cendereden kurtulmasının tek yolu bölgesel ayrıştırma değil; toplu iş sözleşmesi kapsamının genişletilmesi ve teşmil müessesesinin işletilmesidir. Bölgesel asgari ücret mevcut sorunları çözmez, daha da karmaşık hale getirir.”
MURAT BAL: 1971’DE AYM İPTAL ETTİ, YOKSULLUĞA ÇARE OLMAZ
Modelin geçmişte Türkiye’de uygulandığını fakat yargı engeline takıldığını hatırlatan SGK Uzmanı Murat Bal, yeni çalışmanın anayasal riskler taşıdığını vurguladı. Bal, “Bölgesel asgari ücret ülkemizde daha öncesinde uygulandı. 1971 yılında Anayasa Mahkemesi, eşitlik ilkesine aykırı bularak bu uygulamayı kaldırdı. O tarihten beri dönem dönem bu tartışmalar tekrar gündeme geliyor. Sadece bölgesel değil, sektör ile bölgeyi harmanlayan bir model kurulmak isteniyor” ifadelerini kullandı.
SGK Uzmanı Murat BalMevcut sistemde bir bilişim uzmanı ile bir kasap çırağının kanunen aynı taban ücrete tabi tutulmasının veya Tekirdağ Malkara’da işine yürüyerek giden bir çalışan ile İstanbul’da günde 3-4 vasıta değiştiren çalışanın yaşam maliyetinin bir tutulmasının adaletsizliğine değinen Bal, “1971’deki AYM iptal kararı ortadayken yeni gelecek düzenlemenin mutlaka eşitlik ve hakkaniyet ilkesine uygun tasarlanması, tüm paydaşların (sendikalar, işverenler, ticaret odaları) sürece dahil edilmesi gerekir. Ancak açıkça söylemek lazım; bu model Türkiye’deki yokluğa ve yoksulluğa çare olabilecek bir adım değildir.” şeklinde konuştu.
ARZU ÇERKEZOĞLU: BU ÖNERİ ASGARİ ÜCRETİN ÖZÜYLE ÇELİŞİYOR
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise bölgesel asgari ücret önerisinin asgari ücretin tanımına aykırı olduğunu belirterek, uygulamanın düşük gelişmişlikteki illerdeki işçileri daha da fakirleştireceğini söyledi. Çerkezoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Adı üstünde asgari ücret, bir ülkedeki en düşük ücrettir. Bunun altı olamaz. Bölgesel asgari ücret mevcut çıtanın çok altına inilmesine ve gelir dağılımı adaletsizliğinin artmasına yol açar. Türkiye’nin esas meselesi asgari ücretin bölgeye göre değişmesi değil, asgari ücretin fiilen ülkenin ortalama ücreti haline gelmiş olmasıdır. Çalışanların yüzde 35’i asgari ücretin sadece %5 fazlasına çalışıyor, her 100 kişiden 15’i ise asgari ücret dahi alamıyor.”
DİSK Genel Başkanı Arzu ÇerkezoğluTürkiye’nin Avrupa’da asgari ücretin en düşük olduğu üç ülkeden biri olduğunu ifade eden Çerkezoğlu, çözümün parçalanmada değil örgütlenmede olduğunu belirtti. Çerkezoğlu, “Açlık sınırının altına düşmüş bir tabanı bölgelere göre parçalamak, düşük gelişmişlik düzeyindeki illerdeki işçileri daha düşük bir ücrete mahkûm etmektir. Gerekli olan, asgari ücreti insanca yaşamaya yetecek ulusal bir tabana kavuşturmaktır. Türkiye’de toplu iş sözleşmesi kapsamı yüzde 10’da kaldığı için asgari ücret ortalama ücret olmuştur. Çözüm, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması ve toplu iş sözleşmelerinin sendikasız işletmelere genişletilmesidir” dedi.
